9 Kasım 2013 Cumartesi

Kokarsu Köyü İlkokulu, Bitlis


Hikayenin başlangıcı..

        Çalıkuşu romanını bir kaç kez okumuş ve ondan çok kereler ilham almış biri olarak hikayeyi birebir yaşayacağımı hiç düşünmemiştim.. Ama 2012 öğretmen atamalarında Bitlis'in Kokarsu Köyü İlkokuluna atandığımı öğrendiğimde kendi Çalıkuşu romanıma ilk adımı atmış oldum.

        Tercih ettiğim ya da hiç aklımdan geçen bir yer değildi Bitlis ama köy öğretmeni olacağım için delicesine heyecanlıydım. :) Gitmemek fikri bir an bile geçmedi aklımdan ama etrafımdaki herkes "gidecek misin gerçekten?" diye soruyordu. Hıı bunu anlayabilmeniz için önce, İstanbul'da doğup büyüdüğümü, 22 yıllık hayatımda daha önce doğuya hiç adım atmadığımı bilmeniz gerekir tabi.. :)

        Bir kaç gün içinde eşyalarımı toplayıp ki bir valiz ve bir sırt çantası olur kendileri, Bitlis'e geldim babamla birlikte. Uçak Muş'a indiğinde her an bir yerden bir terörist çıkabilir, saldırı olabilir kaygısıyla ve bolca tereddütle hareket ettiğimi hatırlıyorum. :))

        Herhangi bir saldırıya maruz kalmadan Bitlis'in Tatvan ilçesine geldiğimizde gördüklerime şaşırdığımı itiraf etmem gerek. Çünkü Tatvan, Van gölü kenarında gayet gelişmiş bir ilçe. Bunun verdiği rahatlıkla biraz etrafa bakınıp sonradan çok iyi arkadaş olacağım ev arkadaşlarımla tanıştığım öğretmenevine vardığımızda akşam olmuştu bile. 

       Sonraki bir kaç gün içinde ev arkadaşlarımla tanıştım, ev bulduk, eşya aldık, evimize yerleştik. Her şey o kadar hızlı gelişiyodu ki bu yeni arkadaşla doğru düzgün sohbet edebilme şansını ancak ev yerleştirdikten sonra yakalayabildik. :)

       Okulun ilk günü çok çok heyecanlı olduğumu hatırlıyorum. Sabah erkenden uyandım hazırlandım, çantamı şekerle doldurdum ve yola koyuldum. Kokarsu Köyü İlkokulu..

       Bu manzara Bitlis'te alışmanız gereken bir şeymiş meğer.. :)

       Okulda sadece 2 öğretmendik. Benimle birlikte hem 1-5 arası öğrencileri okutup hem müdürlük yapan bir öğretmen daha vardı. Köy yolunun başında buluştuk köye çıkana kadar köyden, şartlardan konuştuk. Okulun bahçesine vardığımızda resimdeki binanın anasınıfı olduğunu söyledi. 


Burası içinde  2 küçük oda, mutfak, banyo, tuvalet bulunan bir öğretmen lojmanıymış aslında. Hem korktuğumu hem de büyülendiğimi hatırlıyorum. Tam da hayallerimdeki gibi! :)

İçeri girdiğimdeyse gördüklerime inanamıştım. İlk gün şok olmuş şekilde dolaşmış, hiçbir şey yapamamıştım. Üstelik kimseyi arayıp bunu paylaşamamıştım çünkü telefon bile çekmiyodu. Sonradan ev arkadaşım o gün eve geldiğimde yüzümün bembeyaz olduğu itiraf etti :)) Zira gördüklerim şunlardı; 

2. günden..









        Evet, ilk şoku atlattıktan sonra işe koyuldum, köyü gezdim, öğrencilerimle tanıştım. O da gelecek yayının konusu.. :)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder